20 Ocak 2015 Salı

Melekler Müzede



 Çocuk kitaplarını sever misiniz ? Ben bayılırım ... Bu yaşımda halen kitapçıda ilk çocuk kitaplarının olduğu kısıma giderim. Okuduğum her kitabın arasına illa ki bir çocuk kitabı sıkıştırırım . Bu yüzden 'Bu kitabı Buse'nin kitaplığı için almalıyım ' tamamen dış ses, 'bu kitap bir harika dostum , tam senlik ' iç sesim her zaman .

Buse için aldığım kitapları tabiki de önce kendim için alıyorum .( Tabii ki halen Buse'nin kitaplığına bakıp ' daha çok erken bu kitaplar için 'derken gülenlere katılmıyorum....) 






  Ama bu defa  Buse için harika bir kitap  aldım . Üstelik adına imzalı.

Bu güzel kitabı İG sayesinde fark ettim. Bence  doğru kullanıldığında sosyal medya güzel insanlar, yeni şeyler katıyor hayatına. Kitabın yetenekli çizeri Pınar  Göksun gibi. 
Uzun süredir İG'de takipteydik  birbirimizi . Çizimlerini hayranlık ile takip ederken bir gün kitabının çıktığından , ne kadar heyecanlı olduğundan ve biz 'çocuk kitabı ' delilerine imzalı kitabı olduğundan bahsediyordu.
  
Pınar'ın çizimlerini bildiğim için bu kitabın kitaplığımızda olmasını istedim .


 İyi ki de istemişim . 

 Sanatı , sanatçıyı ve okumayı seven herkesin çok seveceği bir kitap çünkü. 









 Pınar'ın eğlenceli ve renkli çizimleri Ayça Erdem'in akıcı ve keyifli anlatımı ile birleşince ortaya çok güzel bir kitap çıkmış. Hepimizin bildiği, bir şekilde aşina olduğu ve bir çok otoriteye göre dünyanın en iyisi kabul edilen tabloları çok keyifli bir şeklide anlatıyor. 





Kitapta ; melekler okulunun öğrencilerinin güneşli bir günde bir resim müzesine yaptığı ziyaret anlatılıyor. 2 yaramaz melek gruptan ayrılarak müzeyi tek başlarına gezmeye başlıyorlar. Ve o esnada gördükleri tablolardan çok etkileniyorlar, tablonun içindeymişcesine  hayaller kurup , aynı şekilde poz verip çok eğleniyorlar.
 Bunu yaparken de bize ya ressam hakkında ya da resim hakkında ufacık ama keyifli bilgiler veriyorlar. Yani o tabloyu bu kitapta gören bir çocuğun unutma ihtimali yok bence  , hatta anlatılanlar ışığında aynı ressamın başka tablosunu ilk görüşte tanıma ihtimalleri bile çok yüksek.
 Ben bile mesela Salvador Dali 'yi çok sevmeme rağmen 'Eriyen saatler 'i eriyen bir peynirden esinlenerek yaptığını bilmiyordum. Ayça sayesinde öğrendim . 



 Kitapta ;Leonardo da Vinci ve meşhur Mona Lisa'sı , Boticelli 'nin muhteşem 'Venüs'ün Doğuşu' 
uzun boyunlu kadınların ressamı Modigliani eşi Hebuterne tablosu, benim renkleri kullanışını sevdiğim Degas'ın zarif balerinleri , Pablo Picasso'nun dünyanın en önemli 10 tablosundan biri olan 'Aynanın Önündeki Kız ' ı, Monet'in 'romantik köprüsü' ve o harika nilüfer çiçekleri, Gaugin'in Tahiti'li kızları ,Gustave Klimt'in altın parçalı ağacı , , Salvador Dali'nin 'Eriyen Saatler'i  ve benim hayranı olduğum Frida'nın 'İki Frida'sı ' var . 

Ve bu her tablo , her ressam, minik bir çocuğun çok keyifle anlayabileceği şekilde anlatılmış. Sanatı sevdirerek....


  Son zamanlarda elimize en çok aldığımız kitap. Tabi ki ben taklitlerini yapmadığım sürece Buse'nin dikkatini çekmiyor. Ama kendi okumak istediğinde daha çok keyif alıyor :)) (ah bu isyankar bebeler) 


  Ve bir parça yulaflı-elmalı kurabiyenin yanında en 'Melekler Müzede' çok daha keyifli oluyor. 

Kendi için , çocuğu için çocuk kitapları biriktiriyorsanız , bir de sanatı çok seviyorsanız bu kitabı mutlaka edinmelisiniz bence ....



Son fotoğraftaki yulaflı kurabiye yeni keşfim ( lezzet dergisinin 2009 yılının bir sayısından, bu kadar zaman denememişim ama yapınca bayıldık. Kavanozda uzun süre bayatlamadan durması ise zaten harika _ de bizde ek uzun durma durumu olmuyor ...
 Denemek isteyen için;
 Yulaflı kurabiye ;
 - 2 yumurta
 -  4 yemek kaşığı tereyağı 
 -  2 su bardağı un
 - 1 su bardağı yulaf ezmesi
 - 1 orta boy elma
 - 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
 - 1 paket vanilya
 - 1 çay bardağı kuru üzüm
 - 1 çay bardağı toz şeker
Üzerini süslemek için biraz çikolata .

  Un , yulaf ezmesi, vanilya , kabartma tozunu derin bir kapta karıştırarak iyice harmanlıyoruz . Ayrı bir kapta toz şeker ve tereyağını krema kıvamına gelene kadar çırpıyoruz. Teker teker yumurtaları ekliyoruz. Daha sonra aynı karışıma kuru üzüm ve küp küp kestiğimiz elmaları ekleyip karıştırıyoruz. Bu karışıma unlu karışımımızı ekleyip , yağlı kağıt serdiğimiz tepsiye dondurma kaşığı ( ya da 2 kaşık) yardımı ile koyuyoruz. 180 derecelik fırında yaklaşık 12-15 dakika pişiriyoruz. Piştikten sonra üzerini erittiğimiz çikolata ile süslüyoruz.


Paylaş

3 yorum :

  1. Serracım nasıl güzel fotograflar ve samimi bir yazı çok teşekkur ederim.

    YanıtlaSil
  2. fotoğraflar yine harika. kitabı mutlaka alacağım ama Yaman'dan nasıl koruyacağım bilmem ;D

    YanıtlaSil
  3. Harika:)Miniğin adına imzalatabilmen ne güzel. Sayende ben de tanışmış oldum Pınar Göksun ile hemen profiline bakıyorum:)
    Bu kurabiyeleri de hemen denemek istiyorum!

    YanıtlaSil